Mabet, Üç Duyu Organından Düşün Merkezine Mesaj
Bu düzenleme tüketim toplumunda şekillenen insanın; monotonlaştığını, sıradanlaştığını, standart yaşama biçiminin, önyargı ve bağımlılıkları karşı tutsağılık vurgular. Onu, mülkiyet hırsının tahrip ettiği değerlerin enkazı ile baş başa bırakır.
Sanatın kendi dili içindeki arayışları, sanat tarihine bakıldığında daha önce her şeyin denenmiş, yapılmış olduğu izlenimini verir. Güzel olan, tüketilebilir olan ve benimsenildiğinde bu handikap her zaman var olacaktır. Bunun (güzel ve tüketilir olan) kabullenmemek ise, sanatın kendini irdelemesinin yanısıra toplumu da irdelemesi ile gerçeğe düşünsel yönden yaklaşılmasını sağlayacaktır.
İzleyiciye görüntü, ses, ışık ve koku ile ulaşan "Mabet, Üç Duyu Organından Düşün Merkezine Mesaj" adlı çalışma güzel ve tüketilir olana çıkar bir alternatif. Güzel ve tüketilir olana karşı çıkıştır.
Bu çalışma; resim, fotoğraf, heykel, müzik, tiyatro öğesi, dil kısacası hepsinin bileşkesi.
Düzenlemede kullanılan ses, ışık, görüntü ve koku; algı dışına itilmiş olan izlenimlerin yeni baştan sorgulandığı bir mekanın unsurları olarak oluşturulmuştur. Güncel yaşamda insan, evrenin içindeki anlamını, insan olmanın anlamını düşünebileceği mekanı kaybetmiştir. Kendini sorgulayabileceği en iç mekanlara, yeni mabetlere ihtiyacı vardır. Mabete insan tanım ile hesaplaşır. "Mabet, Üç Duyu Organından Düşün Merkezine Mesaj" adlı düzenleme ise insanın kendisi ile hesaplaştığı bir mekandır, yeni mabet için bir öneridir, bir makettir.
Çalışmada yer alan görüntüler her zaman yapılan sıradan eylemleri (yemek yemek, uyumak, çalışmak, sevişmek gibi). Işığın yavaş yavaş sönmesi zamanın tekdüze akışını simgeler. Fotoğraflar insanın olmadığı ancak insana ait olan yaşanmışlığın görsel dökümünü vermektedir. Seslerle yapılan gönderme ise bu yaşanmışlığı pekiştirmektedir. Düzenlemedeki her şeyin düzenli oluşu yaşamın içinde bulunduğu kısır döngünün simgesidir.
Dış mekandaki oklar ile birden yediye kadar sayılar mekan yüzeyindeki gri ve beyaz ile içindeki yedi eylemin bağlantısını sağlamaktadır. Mekan dolduran buhur kokusu ile (buhur İslam töresinde Kurban Bayramı'nda koyun kurban edilirken kullanılan mistik bir öğedir.) ritm zamanlarını kurbanlarına bu arada tüketim toplumunun kurbanı olan insana bir gönderme yapılmaktadır.
Mabedin loş ve kokulu atmosferi, anlamsızlık denizine açılmakta olan insanı kendisini tartışabileceği bir düşünsel mekana davet etmekte ve bu mekana geçiş bilinci eşiğini oluşturmaktadır. Bu ortam aynı zamanda mistik yaşamdaki, insanı kendinden geçiren ruh halinin çağdaş alternatifine bir davetiyedir.